Gelir İdaresinden İzahat (Özelge) Talepleri


Ticaret son yirmi yılda hem dikey hem yatay anlamada inanılmaz boyut ve çeşitliliğe ulaştı. Yeni iş alanları, her alanda yeni stratejiler ve gelir elde etme teknikleri geliştirildi, geleneksel ticari işlemlere yeni boyutlar kazandırıldı. Bütün bu gelişmeler vergi kanunlarının güncellenmesi ihtiyacını doğurmakla kalmadı yepyeni vergileri de hayatımıza kazandırdı! Ayrıca gelişen teknoloji ile birlikte mükelleflerin beyanlarını eksiksiz yerine getirmelerini sağlamak amacıyla yeni düzenlemeler yapılmaya başlandı. Buna rağmen mecelle niteliğinde olmayan vergi mevzuatının vergi mükelleflerinin tüm sorunlarına ve spesifik problemlerine çözüm bulabilmesinin imkanı elbette bulunmamaktadır. Bunun yanında vergi kanunlarının yeterince karışık ve geniş olması, bu işi meslek edinmiş kişilerin dahi tüm mevzuata tam anlamıyla hakim olamaması sonucunu doğurmuştur. Maliye Bakanlığı bu sorunu Vergi Usul Kanun’un 413’üncü maddesi ile bir nebze çözmeyi amaçlamıştır;

Mükellefler, Maliye Bakanlığı’ndan veya Maliye Bakanlığı’nın bu hususta yetkili kıldığı makamlardan vergi durumları ve vergi uygulaması bakımından müphem ve tereddüdü mucip gördükleri hususlar hakkında izahat isteyebilirler.

Yetkili makamlar yazı ile istenecek izahatı yazı ile veya sirkülerle cevaplamak mecburiyetindedir.

Alacakları cevaplara göre hareket eden mükelleflerin bu hareketleri cezayı istilzam etse dahi ceza kesilmez.” *

*Değişmeden Önceki Hali

Buna göre, kendisine verilen yazılı izahata (özelgeye) uygun hareket eden mükellef veya vergi sorumlusuna, bu hareketleri cezayı gerektirse dahi ceza kesilmeyecektir. Bu uygulama ile mükellefler kendilerince açık olmayan ve tereddüt ettikleri konular hakkında yetkili makamlardan yazılı olarak görüş isteyebilmekteydiler. Ancak zaman içinde bu uygulamanın bazı olumsuzlukları belirmeye başladı. Zira aynı konuda birbirinden bağımsız verilen farklı kararlar uygulamada sıkıntılara yol açmaya başladı. Ayrıca yılda yaklaşık 30 bin görüş istenen bu sistem aksamalara yol açmakta, idarenin iş yükünü hatırı sayılır bir şekilde arttırmaktaydı. Böylece idare bu konuda bir düzenleme yapma ihtiyacı duydu ve önce Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in yaptığı bir basın toplantısında yeni uygulamanın temel prensipleri anlatıldı daha sonra 188 seri nolu yürürlükten kaldıran 395 seri nolu Vergi Usul Tebliği yayınlandı. Son olarak 6009 sayılı kanun ile VUK’un 413. maddesinde ciddi değişiklikler yapılmış ve “mükelleflerin izahat taleplerinin cevaplandırılmasına dair yönetmelik” ile yeni uygulamanın usul ve esasları belirlenmiştir.

395 sıra nolu Vergi Usul Genel Tebliği’ne göre aşağıdaki konulara ilişkin yapılan müracaatlar özelge talebi kapsamında değerlendirilmeyecek olup, özelge talebinde bulunabilecekler ise “Mükellefler ile vergi sorumluları, bunların mirasçıları, yetki belgesine sahip kanuni temsilcileri veya vekilleri” olarak sınırlandırılmıştır.

– Başkalarının vergi durumları hakkında bilgi ve izahat talepleri,

– Yargıya intikal etmiş olaylara ilişkin özelge talepleri,

– Hakkında vergi incelemesi yapılmakta olan mükelleflerce veya vergi sorumlularınca incelemeye konu olan işlemlerle ilgili özelge talepleri,

– Somut bir olaya dayanmayan, teorik hususlara ilişkin bilgi ve izahat talepleri,

– Mücbir sebep hali ilanı, vergi borçlarının terkini, belge düzenine ilişkin yetkilerin kullanılması gibi kanunlarla uygulamanın tespitine dair Maliye Bakanlığına yetki verilen konulara ilişkin talepler.

Özelge taleplerinin ise sadece mükelleflerin gelir veya kurumlar vergisi bakımından sürekli mükellefiyetlerinin bulunduğu Vergi Dairesi Başkanlıkları ile Vergi Dairesi Başkanlığı bulunmayan illerde Defterdarlıklara yapılması öngörülmüştür.

6009 sayılı kanunun 15. Maddesi ile yukarıda anılan 413’üncü madde tamamen değiştirilmiştir. Esasında kanun maddesinin eski haline ek bazı hükümler eklenmiştir. Şöyle ki; bundan sonra aynı konularda farklı görüşlerin verilmesini önlemek amacıyla sirküler ve özelgelerin bir komisyon marifetiyle oluşturulmasına, komisyon tarafından oluşturulmuş sirküler veya özelgeler ile konu, kapsam ve ilgili olduğu mevzuat bakımından tamamen aynı konuda bir izahat talebinde bulunulması halinde, komisyon tarafından oluşturulan sirküler veya özelgelere uygun olmak şartıyla Gelir İdaresi Başkanlığı taşra teşkilatı tarafından da özelgeler verilebilmesine yer verilmiştir. Verilen bütün özelgelerinde mahremiyet kurallarına riayet edilmek şartıyla internet ortamında yayımlanmasına imkan verilmiştir.

Anılan kanunda “Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Maliye Bakanlığınca çıkarılan yönetmelikle belirlenir.”denilmiştir. Maliye Bakanlığı bu hakkını “Mükelleflerin İzahat Taleplerinin Cevaplandırılmasına Dair Yönetmelik” taslağını  yayımlayarak kullanmayı amaçladığını göstermiştir. Bu taslakta komisyonun teşekkülü çalışma usul ve esasları belirlenmiş, 395 sıra nolu VUK Tebliği’ndeki açıklamalar teyit edilmiş ve bazı eklemeler yapılmıştır.

Temel görevleri özelge taslaklarını değerlendirmek, gerek duyulması halinde sirkülerleri oluşturmak olan komisyonun en az üç kişiden oluşması ve oyçokluğuyla karar alması öngörülmüştür.

395 sıra nolu VUK Tebliğinde belirtilen özelge talebi kapsamında değerlendirilmeyecek müracaatlara iki madde daha eklenmiştir. Buna göre;

Mükelleflerin ve vergi sorumlularının vergi uygulamaları ile ilgili işlemlerinin gerçekleşmesinden sonra yaptıkları başvuruları ile Kanunun 122 nci maddesine göre vergi hataları ile ilgili yapılan düzeltme talepleri ve 124 üncü maddesine göre Maliye Bakanlığınca incelenecek olan şikâyet yoluyla müracaatlar,

– Sözlü veya yazılı olarak veya internet aracılığıyla, 3071 sayılı Dilekçe Hakkının Kullanılmasına Dair Kanun veya 4982 sayılı Bilgi Edinme Kanunu uyarınca yapılan talepler de değerlendirilmeye alınmayacaktır.

Yeni özelge sisteminin pratikte işleyişi ise yönetmelik taslağının Taleplerin Değerlendirilmesi ve Özelge Tayini başlıklı 11. Maddesinde sıralanmıştır. Bu maddenin tamamına burada yer vermenin daha sağlıklı olacağına inanıyorum.

Madde 11- (1) Vergi dairesi başkanlıkları ile vergi dairesi başkanlığı bulunmayan illerde defterdarlıklar özelge taleplerini, bu Yönetmeliğin 8, 9 ve 10 uncu maddelerinde yer alan hükümler bakımından değerlendirir. Söz konusu maddelerde yer alan hükümlere aykırı bir durumun varlığı hâlinde, başvuru sahibine yazılı olarak gerekli bildirim yapılır.

(2) Birinci fıkrada belirtilen makamlarca; konu, kapsam ve ilgili olduğu mevzuat bakımından ilk defa özelge talep edilen hususlara ilişkin olarak özelge taslağı hazırlanarak Başkanlığa gönderilir ve Komisyonun onayından sonra özelge tayin edilir.

(3) Komisyonca onaylanmış özelgeler emsâl teşkil etmek üzere Özelge Otomasyon Sisteminde bu amaçla hazırlanan emsâl özelge havuzuna konur.

(4) Vergi dairesi başkanlıkları ile vergi dairesi başkanlığı bulunmayan illerde defterdarlıklar, Komisyonda oluşturulmuş sirküler veya özelgeler ile konu, kapsam ve ilgili

olduğu mevzuat bakımından tamamen aynı mahiyeti taşıyan bir hususta özelge talebinde bulunulması hâlinde, Komisyon tarafından oluşturulan sirküler veya emsâl özelge havuzunda yer alan özelgelere uygun olmak şartıyla özelge verebilir.

SONUÇ

Maliye Bakanlığı 20 yıldan fazla bir süredir uygulamada olan özelge sistemine bir dizi değişiklikle son vermiştir. Temel prensiplerini yukarıda özetlemeye çalıştığımız yeni sistemde özellikle emsal özelgelerin bulunmadığı durumlarda mükelleflerin izahat taleplerine yanıtların nispeten gecikeceği tabiidir. Ayrıca 6009 sayılı kanunda “kapsam ve ilgili olduğu mevzuat bakımından tamamen aynı mahiyeti taşıyan bir hususta izahat talebinde bulunulması halinde, komisyon tarafından oluşturulan sirküler veya özelgelere uygun olmak şartıyla Gelir İdaresi Başkanlığı taşra teşkilatı tarafından da özelgeler verilebilir” denilmiştir. Burada “kapsam ve ilgili olduğu mevzuat bakımından tamamen aynı mahiyeti taşıyan bir husus“ ifadelerinin Gelir İdaresi Başkanlığı taşra teşkilatı tarafından verilecek olan özelgelere doğru uygulanması, izahat taleplerinin iyi irdelenmesi ve verilecek özelgelerin komisyondan çıkan örnek özelgelerle tamamen aynı konuda olması hususuna azami özen gösterilmesi gerekmektedir. Aksi taktirde aynı konuda farklı özelgelerin verilmemesini temin etmek amacıyla ihdas edilen yeni düzenlemeler amacına ulaşamayacaktır. Ancak idarenin farklı kolların benzer konularda farklı görüşler vermesi pratikte bazı sıkıntılara yol açmaktaydı. Ayrıca özelge talep edebilecek kişiler ve özelge talebi kapsamında değerlendirilemeyecek müracaatların açıkça tanımlanması idarenin bu konudaki iş yükünü azaltacaktır. Elbette verilen özelgelerin internet ortamında yayımlanması da belli bir süre sonunda ciddi bir kaynağa dönüşecektir.

Hüseyin ASLAN

Yorum bırakın