FİNANSAL TABLOLAR ANALİZİ
FİNANSAL TABLOLAR ANALİZİ UYGULAMALI ÖRNEKLER
Daha önceden bir arkadaşım için hazırladığım Finansal Tablolar Analizi’nde kullanılan yöntemlerin uygulamalı örneklerine aşağıda ulaşabilirsiniz. Şirketin Bilanço ve gelir tablosunu bu linklerden(Bilanço http://goo.gl/Pbati ) (Gelir Tablosu http://goo.gl/WdFhf ) analiz tekniklerine ilişkin tabloları ise excel formatında aşağıdaki linklerden indirebilirsiniz. Aşağıdaki uygulamalar sadece bir örnek niteliğinde olup, farklı işletmelere ait finansal tablolarda önem arz eden kalemler farklılık gösterecektir. Galiba aşağıdaki örneklerden en çok öğrenci arkadaşlar istifade edecektir.
DİKEY ANALİZ
Dikey Analiz tekniğiyle incelenen Gelir Tablosu ve Bilançoya aşağıdaki linklerden ulaşabilirsiniz;
Gelir Tablosu; http://goo.gl/BV2hr
Bilanço; http://goo.gl/U2cgh
……………. FİNANSAL TABLOLARININ DİKEY ANALİZ TEKNİĞİNE GÖRE DEĞERLENDİRİLMESİ
Dikey analiz bir firmanın bilanço ya da gelir tablosundaki kalemlerin kendi grupları ve genel toplam içerisinde ne kadarlık bir yüzdeye sahip olunduğunun tespiti ile yorumlanmasına denir. Trend analizi veya karşılaştırmalı tablo analizlerinin aksine bu analiz tekniğinde işletmenin sadece bir döneme ait verileri incelenebilmekte ve yorumlanabilmektedir.
Firmanın 2009 yılı finansal tablolarının dikey analiz tekniğiyle hesaplanan yüzdeleri tabloda görülmektedir. Burada ilk dikkat çeken dönene varlıklar içerisinde %40’lık bir yüzdeye sahip olan stokların durumudur. Satışları ile mukayese edildiğinde normal düzeylerde görünen bu değerlerin biraz daha artması işletme maliyetlerinin yükselmesine sebep olacağından risk düzeyini arttıracaktır. Bunun dışında alıcılar hesabının %26 gibi bir değerle dönen varlıkların %32’sini oluşturan hazır değerlerden bile az olması oldukça iyi bir göstergedir. Zira işletmenin kredi mal satmadığını ayrıca alacaklarının tahsilinde ise oldukça iyi bir politika takip ettiği anlaşılmaktadır.Hazır değerlerinin bu kadar yükse olması ise işletmenin gelirlerini likit olarak muhafaza etmeyi seçTiğini göstermektedir. Uygun oranlarda likidite iyi olmakla beraber bu oranın daha da yükselmesi atıl fonların olduğuna işaret eder ki faaliyet karlılığını arttırmak isteyen işletmeler için istenen bir durum değildir.
Firmanın duran varlıklarının hemen hemen tamamı Maddi Duran Varlıklar’dan oluşmaktadır. Ancak duran varlıkların toplam aktifteki büyüklüğü de çok büyük değildir. Buradan anlaşılıyor ki işletme sermaye yoğun çalışmamaktadır. Maddi duran varlıklara yatırım yapmamıştır.
Kurumun 2009 yılı bilançosunu pasif tarafında en önemli grup ticari borçlar grubudur. Zira işletmenin ticari borçları toplam Kısa Vadeli Yabancı Kaynakları’nın %95’ini ihtiva etmektedir. Bu dönemde ise kısa vadeli borçları bulunmamaktadır. Buna göre işletmenin mal tedarik ederken büyük oranda kredili çalışmayı tercih ettiği görülmektedir ki bu borçlarını çevirebildiği sürece olumludur. Zira üzerindeki riski satıcılara yıkmış bulunmaktadır. Ancak bu borçların döndürülemeyecek kadar büyümesi işletmenin ticari takibe düşmesine yol açabilir ve tedarikçileri ile sıkıntı yaşamasına sebep olabilir. Yine kurumun toplam pasifinin %1 ini oluşturan UVYK kullanımı mevcuttur.
İşletmenin Özkaynaklar toplamının %55’ini geçmiş yıl karları oluşturmaktadır. Buradan işletmenin belli bir zaman kar dağıtımı yapmadığı söylenebilir. İşletmenin pasif toplamının %75 i Kısa Vadeli Yabancı Kaynaklarından %1 Uzun Vadeli Yabancı Kaynak Kullanımından ve nihayet % 24’ü ise Özkaynaklarından oluşmaktadır.
Firmanın gelir tablosunun dikey analizinin yapıldığı tabloda görüldüğü üzere işletmenin satış iskontoları ve Pazarlama Satış Dağıtım Giderleri bulunmazken satıştan iadelerinin Net Satışları’nın %1’i oranın gerçekleştiği anlaşılmaktadır. Buradan işletmenin tutundurma çabalarına çok girişmediği yani işletmenin çok fazla pazar payı sıkıntısı yaşamadığı görülmektedir.Ancak hemen ifade etmek gerekir ki işletmenin satışlarının maliyeti net satışlarının %89’u kadardır. Böylece Brüt Satış karlılığı %11 olmaktadır. Bu oranlar gösteriyor ki işletmenin maliyetlerini düşürücü önlemler alması gerekmektedir. Aksi taktirde net karlılığı sadece %3 olan işletmenin çabaları boşuna olacaktır.
TREND ANALİZİ
Dikey Analiz tekniğiyle incelenen Gelir Tablosu ve Bilançoya aşağıdaki linklerden ulaşabilirsiniz;
Gelir Tablosu; http://goo.gl/6kz2W
Bilanço; http://goo.gl/wLqvc
……………. FİNANSAL TABLOLARININ TREND ANALİZİ (EĞİLİM YÜZDELERİ ANALİZİ) TEKNİĞİNE GÖRE DEĞERLENDİRİLMESİ
Bu yöntemde, finansal tablolarda incelenecek dönemlere ait bir yıl esas alınır. Bu yıla ait tutarlar 100 kabul edilerek, diğer dönemlere ait değerler esas alınan yılın aynı değerleri ile karşılaştırılarak yüzde yöntemine göre oranlanır. Bu şekilde, finansal tablolarda yer alan kalemlerin dönemlere arasında göstermiş olduğu artış veya azalışlar tespit edilerek, bu değişimlerin önemleri ortaya konmaya çalışılır. Her finansal tablo analizinde olduğu gibi ilgili verilerin yorumlanmasında sektör ortalamaları ve ilgili yıllarda piyasanın durumunu göze almak gerekmektedir.
Kurumun Dönen Varlıkları içerisinde yer alan Hazır Değerler grubunun yıllar itibariyle dalgalanmalar sergilediği görülmektedir. Ancak 2007 yılı ile birlikte bir artış eğilimine girdiği anlaşılmaktadır. Dikkat edileceği üzere anılan yıllarda kurumun KVYK ları da benzer bir eğilim sergilemiştir. Anlaşılmaktadır ki işletmenin kısa vadeli finansman ihtiyacının doğduğu tıllarda likiditesini yüksek tutmaya çalışmıştır. Bu artış a sebep olara iş hacminin genişlemesi de gösterilebilir.
Kurumun alıcılar hesabındaki eğilim ile satışlar arasındaki eğilim de paralellik göstermektedir. Özellikle 2007 yılında satışlarının ciddi anlamda düşmesi firmayı kötü etkilemiştir. Ancak satışları ile acalacaklarının birlikte değerlendirildiğinde kurumun alacaklarını tahsilatta etkin bir politika izlediği söylenebilir. Firmanın stoklarındaki eğilim izlendiği taktirde 2007 yılındaki dalgalanmanın etkileri bu kalemde de açıkça görülmektedir. Zira 2007 yılı dışında satışlarına paralel olarak, talebi karşılayabilmek adına işletme daha fazla stok tutmak durumunda kalmıştır. Böylece satışlar/stoklar/alacaklar hesaplarındaki paralel seyreden eğilimin gayet normal seyrettiği bir olumsuzluğun bu dönemler itibariyle finansal tablolarında görülmediği açıktır.
İşletmenin bir ticaret şirketi olması hasebiyle Maddi Duran Varlıklar kaleminin büyük bir çoğunluğunu demirbaşlar ve taşıtlar oluşturmaktadır. Bunların seyri de baz yıla göre anormal seyretmemiştir.
İşletmenin kısa vadeli borçlar grubu altında yer alan ticari borçlar kalemindeki eğilim dikkat çekicidir. İşletmenin faaliyetlerine paralel olarak artış eğilimi gösteren özellikle satıcılar hesabı işlenmenin başarılı bir borçlanma politikası güttüğünü göstermektedir. Kurumun bu borçlarını optimum bir şekilde döndürebildiği sürece bir riski yoktur. Ayrıca ortaklara borçlar hesabındaki devamlı azalış artık işletmenin kendi ayakları üzerinde durabildiğini ortakların kurumu finanse etmesine gerek kalmadığını göstermektedir. Bundan sonraki adımlar işletme ile ortakların ilişkisinin minimum düzeye çekilerek işletmenin ayrı bir tüzel kişilik olarak faaliyetlerine ortaklarından bağımsız profesyonelce devam etmesi olacaktır.
Kısa Vadeli Yabancı Kaynaklar hesabında dikkat çeken bir başka önemli kalem ise UVYK’dır. İşletmenin iyi sayılabilecek likiditesi ile kolayca uzun vadeli borçlanabildiği görülmektedir. İşletmenin bu politikasını devam ettirmesi gerekmektedir. Ayrıca işletmenin özkaynaklar hesabı da yıllar itibariyle büyümekte kendi yapısını güçlendirmektedir. Ancak şöyle bir eleştiri getirilebilir ki; İşletmenin faaliyetlerine oranla özkaynaklarının büyümesi nispeten yavaş olmaktadır.
Gelir Tablosu kalemlerinden işletmenin satışlarının 2007 hariç olmak üzere sürekli bir artış eğiliminde olduğu görülmektedir. Buradan işletmenin Pazar payını arttırdığını ve bu arayışını sürekli hale getirdiğini söyleyebiliriz. Ayrıca satıştan iadelerin olmayışının sattığımız ürünlerden dönüşlerin az olduğunu olumlu bir gösterge olarak ifade etmekte yarar vardır. Yine iskonto yapmayan şirketin pazarda başka büyük firmalarla çaplı bir rekabetinin olmadığını göstermektedir.
Gelir tablosunda en dikkat çeken husus satışların maliyeti hesabının tam olarak satışlara paralel artışıdır. İstenen durum ise işletmenin satışları artarken maliyetlerinin azalarak artmasıdır. Demek oluyor ki işletmenin maliyet sisteminde bir sorun vardır. Bu durum haliyle net karı brüt satış karını ve faaliyet karını düşürmektedir. İşletmenin bu problemi görmesi ve maliyetleri düşürücü önlemleri alması gerekmektedir.
Firmanın faaliyet giderleri ve finansman giderleri ortalama düzeylerde olup yıllar itibariyle eğilimlerinde bir olumsuzluk görülmemektedir.
KARŞILAŞTIRMALI TABLOLAR (YATAY) ANALİZ
Yatay Analiz tekniğiyle incelenen Gelir Tablosu ve Bilançoya aşağıdaki linklerden ulaşabilirsiniz;
Gelir Tablosu; http://goo.gl/LAa3l
Bilanço; http://goo.gl/gP1n2
……………. FİNANSAL TABLOLARININ KARŞILAŞTIRMALI TABLOLAR (YATAY) TEKNİĞİNE GÖRE DEĞERLENDİRİLMESİ
Bir firmanın iki ya da daha fazla hesap dönemine ait finansal tablolarının, bir birini izleyen dönemlerde yatay olarak mukayeseli olarak analiz edilmesinde kullanılan finansal analiz tekniğidir. İşletmenin geçmiş yıllarından bugününe kadar faaliyetlerinde ne kadar başarılı olduğunun hesaplar ve gruplar bazında karşılaştırmalı olarak incelenebilir.
Kurumun üç yıllık finansal tablolarının karşılaştırmalı analizinin yapıldığı tablolarda görüldüğü üzere firmanın dönen varlıkları 2007 yılında 2008 yılına göre %36 artmış 2009 yılında ise 2008 yılına göre %18,83 artış göstermiştir. Buna göre işletmenin likiditesini yıllar itibariyle sürekli arttırdığı anlaşılmaktadır. Özellikle bankalar hesabının üç yıl içinde gösterdiği performans kayda değerdir.
İşletmenin brüt satışları 2008 yılında bir önceki yıla nazaran müthiş bir performans göstermiş ve %167,26 artış göstermiştir. Bir önceki yıl kadar olmasa da 2009 yılında da %17,45 artmıştır. Ancak burada hemen vurgulanması gerekir ki, işletmenin önceki dönem finansal tablolarından görüleceği üzere 2007 yılında bir sebepten ötürü işletmenin faaliyetlerinde çok ciddi bir düşüş yaşanmıştır. 2008 yılında ise tekrar toparlanma başlamıştır. İşletmenin satışlarını sürekli olarak arttırmasının yanında ticari alacaklarında yatay bir seyir gözlenmektedir. Zira 2008 yılında %9,32 2009 yılında ise sadece %16,10 artmıştır. Bu da gösteriyor ki işletme kredili mal satmak yerine peşin çalışmış ve etkin bir tahsilat politikası yürütmüştür. Firmanın bu politikasını devam ettirmesi gerekmektedir. Bununla birlikte işletmenin stokları 2008 yılında %29,98 oranında 2009 yılında ise satışlarının aksine %2,48 oranın düşüş göstermiştir. Satışlarının sürekli arttığı dönemlerde stoklarını düşük tutmayı başaran firmanın stok maliyetlerinden kaçınmaya çalıştığı veya uzun zamanlı stoklayamayacağı ticari malların ticareti ile iştigal ettiğini söyleyebiliriz.
İşletmenin Maddi Duran Varlıkları inceleme dönemlerinde artış göstermemiştir. Bu dönemlerde yatırım yapmayı düşünmediği anlaşılmaktadır.
İşletmenin KVYK kalemi 2008 yılında bir önceki döneme nazaran 191.311,61 TL ve 2009 döneminde ise 138.060,68 TL artış göstermiştir. Bu grupta dikkat çeken husus firmanın firmanın tedarik ettiği ticari malları peşin yerine kredi olarak almaya devam etmiştir. Bir nevi riskini tedarikçi firmalara yüklemeyi başarmıştır. Ayrıca ortaklara borçlar hesabı 2008 yılında %50,47 2009 yılında ise %58 oranında azalış göstermiştir. Ortakların işletmeyi finanse etmeyi bıraktığı işletmenin kendi çabalarıyla faaliyetlerine devam edebileceği anlaşılmaktadır.
Firmanın gelir tablosunda satışlar kaleminin seyri yukarıda özetlenmiştir. Bunun yanında işletmenin satışlarının aşırı düşük olduğu 2007 yılında bile firmanın maliyetlerindeki yükseklik dikkat çekmektedir. Zira 2008 yılında satışlarının maliyeti %19,07 2009 yılında ise %18,37 oranında artış göstermiştir.Firmanın yıllar itibariyle brüt satış karlılığı düşüktür. İşletmenin maliyetlerini düşüremediği gözlenmektedir. İşletmenin faaliyet gösterdiği sektördeki ortalamaların ve kar oranlarının oranlarının durumunu elbette göz önünde bulundurmak gerekmektedir.
Firmanın 2008 yılında net karı bir önceki yılına göre %7,35 2009 yılında ise sadece %0,67 oranında artmıştır. Brüt satışlarını 2008 yılında %167 ve 2009 yılında %17,45 arttırmayı başaran firmanın bunu net karına yansıtamaması başarısızlık olarak yorumlanabilir. Bu sorunun iyi irdelenmesi gerekli önlemlerin alınması gerekmektedir.
ORAN ANALİZİ
Oran Analizi Bilanço ve Gelir Tablosu; http://goo.gl/ABrTm
……………. FİNANSAL TABLOLARININ ORAN ANALİZİ TEKNİĞİNE GÖRE DEĞERLENDİRİLMESİ
Firmaların mali tablolarındaki yer alan ve aralarında anlamlı ilişkiler kurulabilecek hesaplarının birbirlerine oranlanması suretiyle çıkan sonuçların yorumlanması çalışmalarını içermektedir. Oran analizlerinde genel kabul görmüş 4 farklı alanda oran grupları mevcut olup bunlar “likidite oranları, mali oranlar, faaliyet oranları, karlılık oranları” şeklinde sıralanabilir. Her ne kadar bunlar genel kabul görmüş oranlar olsa işletmelerin kendilerine has önem verdikleri hesaplar veya hesap grupları olabilir. Bu yüzden aralarında anlamlı ilişkilerin kurulabildiği hesapların da işletmelerin özel amaçlarına uygun şekilde yorumlanması mümkün bulunmaktadır.
Aşağıda firmanın son 3 yılına ilişkin oran analizleri yer almaktadır.
LİKİDİTE ORANLARI
Genel anlamda kabul edilen cari oranın 2 veya daha fazla asit test oranı ve hazır değerler oranının 1 veya daha fazla nakit oranının ise 0,20’den büyük olması arzu edilir. İsminden de anlaşılacağı üzere bu oranlar kurumun likiditesini başka bir ifadeyle varlıklarını ne kadar esnek şekilde nakde çevirebileceğini ölçer. Elbette bu oranların yorumlanmasında piyasa koşulları ve sektör ortalamalarının da dikkate alınması gerekmektedir. 2007, 2008 ve 2009 yıllarında kurumun oranlarının hesaplandığı tabloda görüldüğü üzere işletmenin cari oranının sırasıyla 1,47-1,32 ve 1,26 olduğu görülmektedir. Aynı şekilde diğer likidite oranları da aynı paraleldedir. Her ne kadar bu oranlar istenilen seviyelerden biraz daha aşağılarda kalmış olsalar da Türkiye gibi gelişmekte olan ülke piyasalarında normal olarak kabul edilmesinde fayda vardır. İşletmenin likidite durumu iyi denilebilir. Finans kurumları finanse edecekleri işletmelerin likiditelerinin maksimum düzeylerde olmasını arzu ederler.İşletmenin likidite oranları arasında dikkat çeken bir başka husus stok bağımlılık oranlarının oldukça yüksek olmasıdır. Zira 2007 yılında bu oran 1,06 2008 yılında 1,07 ve nihayet 2009 yılında ise 1,15 olarak gerçekleşmiştir. İşletmenin borçlarını ödeyebilmede stoklarına oldukça bağımlı olduğu görülmektedir. Bu ise ayrıca bir risk konusudur.
MALİ ORANLAR
İşletmenin borçlarının özkaynaklara oranı 2007 2008 ve 2009 yıllarında sırasıyla 2,84-3,19 ve 3,20 olarak gerçekleşmiştir. Görüldüğü üzere kurumun özkaynakları borçları için bir güvence sağlayamamaktadır. Kurumun borçları özkaynaklarıın her zaman birkaç kat fazlası olmuştur. Bunun yanında işletmenin finansal kaldıraç oranı iyi düzeylerdedir. Başka bir deyişle işletme tüm borçlarını mevcut varlıklarıyla karşılayabilecek düzeydedir. İşletmenin maddi duran varlıklar/özkaynaklar oranı da yıllar itibariyle düşük gibi görünmektedir Ancak mamul maliyetinin olmayışından anlaşılacağı üzere kurum bir ticaret işletmesi olup yatırım MDV harcamaları da nispeten az gerçekleşmiştir. Bu da bu oranın düşük çıkmasına sebep olmuştur ki bu da ticaret işletmeleri için kabul edilebilir.
FAALİYET ORANLARI
Her ne kadar sektör ortalamaları diğer oranlarda da önemli olsa özellikle faaliyet oranlarının sağlıklı bir şekilde yorumlanabilmesi için sektör ortalamalarına ihtiyaç duyulmaktadır.
Kurumun ticari mallarının ortalama stokta kalma süreleri 2007, 2008 ve 2009 yılları için sırasıyla 126, 134, 127 gün olarak gerçekleşmiştir. Buna göre işletme örneğin 2009 yılı için 127 günde bir stoklarının satabilmiştir. Öte yandan işletmenin ortamla tahsilat süresi 2007 yılında 52,51 gün 2008 yılında 70,68 gün ve 2009 yılında 68,30 gün olarak gerçekleşmiştir. Bu verilerden anlaşıldığına göre işletmenin tahsilat politikası yerine oturmuş tahsilatlarını 2 ay dolmadan yapabilmektedir. İşletmenin kendi yarattığı özkaynaklarla faaliyetlerini sürdürebilmesi oldukça önemlidir. Bu açıdan etkin bir tahsilat politikasının olması azımsanmamalıdır.
KARLILIK ORANLARI
2007, 2008 ve 2009 yıllarında ne karlılık oranı %3’lerde kalan firmanın maliyetlerini ve diğer gider kalemlerini gözden geçirmesi gerekmektedir. Zira maliyetler ve diğer gider kalemlerin mahsubundan sonra geriye kalan net kar oldukça düşük seviyelerdedir. Yine aynı anlamda brüt karlılık ve faaliyet oranları da ortalamaların altındadır. Elbetteki ticaretinin yapıldığı mallardaki kar durumu piyasanın genel durumu önemlidir. Ancak işletmenin acilen maliyetlndirme politikalarını fizibilite etmesi gerekmektedir. Bu anlamda gelecek yıl bütçelerinin hazırlanması bazı hedeflerin belirlenmesi işletme için itici güç olacaktır. Net karın düşük çıkması mali rantabiliteyi de olumsuz etkilemiştir.
DUPONT ANALİZİ
Dupont analizi farklı alanlardaki oranların belli bir sistematik içerisinde izlenmesine olanak vermektedir. Bu analiz tekniğiyle firmanın etkin bir maliyet sistemine sahip olup olmadığı, faaliyetlerinde yeterince etkin olup olmadığı, borçlanma politikalarının nasıl olduğu ve bir firmanın asıl hedefi olan özsermaye karlılığında başarı durumu incelenebilmektedir.
Temel olarak 5 oranın neticelerinden oluşan dupont analizi; bu oranlamalarla şu sorulara cevap arar;
1)Firma etkin bir maliyet kontrolüne sahip mi?
2) Firma faaliyetlerinde başarılı mı?
3) Firma varlıklarını etkin bir şekilde kullanabiliyor mu?
4) Firma faaliyetlerini devam ettirmesi için gereken kaynağı nereden sağlıyor? Bu kaynak dağılımı ilerisi için bir risk oluşturuyor mu?
5) Firma yatırılan 1 birimlik sermaye ile ne kadar katma değer üretebiliyor?
……………. FİNANSAL TABLOLARININ DUPONT ANALİZİ TEKNİĞİNE GÖRE DEĞERLENDİRİLMESİ
1) NET KAR MARJI ORANI
Net Kar Marjı= Net Kar/Net Satışlar =>
ð 32.123,32/1.158.505,02= 0,03
İşletmenin etkin bir maliyet kontrolünün olup olmadığını ölçen bu oranın yüksek çıkması arzu edilen bir durumdur. Firmanın %03 gibi bir net kar marjı ile çalışması sektör ortalamaları ile birlikte değerlendirildiği taktirde anlam kazanacaktır. Ancak işletmenin %0,03 net kar marjı genel olarak çok düşük görünmektedir. Bu yüzden maliyetlerini azaltıcı önlemler alması gerekmektedir.
2) AKTİF DEVİR HIZI ORANI
Aktif Devir Hızı Oranı= Net Satışlar/Toplam Aktifler
ð 1.158.505,02/936.545,31=1,23
Firma 2009 yılında toplam aktiflerden daha fazla oranda satış yapmıştır. Bu oran gösteriyor ki firmanın sermaye yapısının güçlendirilmesi gerekiyor. Zira satış hacmine göre aktifleri yeterli nitelikte değildir. İşletmenin çok büyük bir Pazar problemi yaşamadığı da söylenebilir.
3) AKTİF KARLILIĞI ORANI
Dupont analiz tekniğinde yer alan 3. oran ise yukarıda bahsettiğimiz iki oranın çarpılması ile elde edilen “Aktif Karlılığı” oranıdır. Bu da bize şirketin var olan aktiflerini başarılı bir şekilde yönetip yönetemediğini göstermektedir. Diğer bir ifadeyle bu oran bize şirket hantal bir yapıya mı sahip yoksa az sermayeyle çok iş başarabiliyor mu sorusunun cevabını veriyor.
Net Kar Marjı Oranı X Aktif Devir Hızı Oranı= Aktif Karlılığı Oranı
ð 0,03 X 1,23 =0,036
4) BORÇLANMA ORANI
Borçlanma Oranı= Toplam Borçlar/Toplam Aktifler
2009 yılı Toplam Aktifler =936.545,31
2009 yılı Toplam Borçlar= 713.441,83
ð 713.441,83/936.545,31 = 0,76
Kurumun bütün borçlarını ödeyebilmesi için aktiflerinin %76’sını satması gerektiğini gösteren oran sektör ortalamalarıyla birlikte daha anlamlı bir şekilde yorumlanabilir. Ancak genel itibariyle bu oranın risk düzeyi nispeten düşük sayılabilir.
5) ÖZSERMAYE KARLILIĞI
Özsermaye karlılığını ölçmeye yarayan bu oran da işletmeler için oldukça önem arz etmektedir. Firmanın özsermayesini ne kadar etkin kullandığını ölçmeye yarar. Paydadaki borçlanma kalemi arttıkça işletmenin özsermaye karlılığı da artacaktır. Bu nedenle işletme, borç oranı risk teşkil etmediği ve elde ettiği borçtan bu borcun faizinden daha fazla katma değer ürettiği sürece borçlanabilir.
Özsermaye Karlılığı= Aktif Karlılığı/(1- Borçlanma Oranı)
ð 0,036/(1-0,76) =0,15
